Ramazan ayında, özellikle iftar öncesi yapılan alışverişlerde psikolojik nedenler ve açlığın bastırmasıyla ihtiyaç fazlası ürün alındığı, bu yüzden aç, keyifsiz ve yorgunken alışverişe çıkılmaması önerildi.

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan'ın gıda tüketiminin önemli ölçüde arttığı bir ay olduğunu, bu nedenle tüketicilerin biraz daha dikkatli hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Ailelerin oruç tutmaları ve özellikle misafirlerini ağırlarken zengin çeşit bulundurmayı tercih etmeleri nedeniyle bazen israfın ortaya çıkabildiğini ifade eden Kaya, ''Birçok yanlış hareket, Ramazan'da ibadet yapmak isterken israfa ve bütçemizin sarsılmasına neden olabiliyor. Dolayısıyla gıda tüketimi ve diğer harcamalarımız Ramazan atmosferine uygun olacak şekilde daha da tasarruflu yapılmalıdır'' dedi.

Kaya, israfın önüne geçilmesi için bazı konulara dikkat etmenin yeterli olacağına işaret ederek, şu önerilerde bulundu:

''Günübirlik alışveriş yerine 1 aylık tüketimlerimizi toplu alımla karşılamalı, mümkünse gıda toptancısı ve sebze hallerini tercih etmeliyiz. Ramazan ayı için bütçe oluşturmakla daha tasarruflu bir tüketim sağlamış oluruz. Var olan krizi daha da artırmamak için kredi kartı ile borçlanma yerine bütçemize göre harcama yapmalıyız. Ürün tercih ederken ucuzluğundan öte kalite ve içeriğine dikkat etmeliyiz. Aç, keyifsiz ve yorgunken alışveriş yapmayalım. Özellikle iftar öncesi yapılan alışverişlerde psikolojik nedenler ve açlığın bastırmasıyla ihtiyaç fazlası ürün almaktayız. Günübirlik tüketilmesi gereken ürünler fazlasıyla çöpe gitmektedir.''

PİDEYE ÖZLEM EKMEK İSRAFINI ARTIRIYOR 

Günlük ekmek üretiminin altıda birinin çöpe gittiğine dikkati çeken Kaya, ''Ramazan'da pideye olan özlem nedeniyle bu oran daha da artmaktadır. Taze ekmek tüketim arzusu ile bayat ekmekler çöpe gitmektedir. Dolayısıyla ekmek tüketiminde ihtiyaç belirlenerek alım yapılmalıdır'' dedi.

Ramazan ayında yaşanan fiyat spekülasyonlarına dikkat ederek tüketicilerin fiyat kıyaslaması yapmasını isteyen Kaya, ''Bazı marketler, kampanya yaptıkları bir ürünün fiyatını indirirken, bunu diğer ürünlerden çıkarmaktadır. Bu nedenle fiyat kıyaslaması yapmak alışverişi ucuza getirecektir. Besleyici olması ve daha ucuza gelmesi nedeniyle abur cubur beslenme yerine temel gıda maddeleri tercih edilmelidir'' diye konuştu.(Haberturk)

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Alpaydın, Ramazan ayında da sağlıklı ve dengeli beslenmeye azami özen gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Alpaydı, Ramazan ayı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, bu dönemde unutulmaması gereken en önemli noktanın uzun bir süre aç kalınması olduğuna dikkati çekerek, "İlk günlerde vücut bu açlığa ve yemek yeme saatlerine kendini adapte ettikten sonra harcanan günlük enerjiyi düşürerek az yakmaya dolayısı ile metabolizma yavaşlamaya başlar" dedi.

Bundan dolayı normalde yenilenin azaltılması gerektiğinin altını çizen Alpaydın, genelde üç öğünden ibaret olan günlük beslenmenin iki öğüne düşerken özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı ve börek tüketiminin arttığını bildirdi.

Buna karşılık meyve, sebze ve beyaz et tüketiminin azaldığını anlatan Alpaydın, "Oysaki ister üç öğün, isterseniz iki öğün yiyin, günlük almanız gereken karbonhidrat, yağ, protein, vitamin ve mineral oranları hep aynı olmalıdır" uyarısını yaptı.

Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan'da da sağlanabilmesi için gün içerisinde en az üç öğünü tamamlamak adına, sahur öğününün atlanmaması gerektiğini vurgulayan Alpaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin son derece zararlı olduğu unutulmamalı. Çünkü bu beslenme tarzı, yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmakta. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü ağır yemeklerden oluşursa, gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı yükselir ve kilo alma riski artar. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde ya hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, az yağlı yapılmış sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün şekli tercih edilmeli."

Günün ilk öğünü olan iftarın, bir çorba ile açılması ve bir süre ara verildikten sonra yemeğe geçilmesi gerektiğini anımsatan Alpaydın, "İftara peynir, zeytin gibi basit yiyeceklerle başlanarak, normal yemeğe bir süre sonra geçilmesi daha doğrudur. Oruç süresince, midenin uzun süre boş kalmasından sonra bir anda çok yiyecek tüketilmesi sonucu mide ve kalp sorunları ortaya çıkabilmekte. Bunu önlemek için iftarda yavaş yavaş ve az miktarda yemek yenilmeli. Dengeli olmak kaydı ile iftar ile sahur arasına da mutlaka bir ara öğün eklenmelidir. Kilo problemi olan bazı bireyler Ramazan ayını zayıflamak için fırsat olarak görmekte ve yalnızca iftarda bir şeyler tüketmektedir. Böyle bir beslenme şekli sonrası birey kilo vermek yerine kilo bile alabilir. Bu durum hem fazla hem de hızlı yemek yenilmesine yol açmaktadır. Ayrıca bazal metabolizma hızının yavaşlaması, iftar ve sahur vakitlerinin günün daha az hareket edilen zamanlarına denk gelmesi ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması genellikle kişilerin bu dönemde ağırlıklarının artışına neden olmaktadır. Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus ise fiziksel aktivitenin bu süreç içerisinde azalmasıdır. Özellikle çalışmayan bireyler günlük enerji harcamalarını azaltmak adına geç saatlere kadar uyumaktadır. Her türlü aktiviteden kaçınmak, oruç tutarken fazla acıkmadan rahat bir gün geçirmeyi sağlar. Buna karşılık metabolizma daha da yavaşlar. Eğer ki bu riskli dönem kilo almadan aşılmak isteniyorsa mutlaka günlük aktivite arttırılmalıdır" dedi.

Alpaydın, iftarda ve sahurda birdenbire ve çok fazla yemekle mideyi doldurmanın, ani mide gerginliğine, bunun da hem tansiyon yükselmesine hem de nörolojik hormonların hızlı salgılanmasına yol açtığını ifade etti. "Azar azar, iyi çiğneyerek ve sık aralıklarla yemek yenilmelidir" diyen Alpaydın, oruç tutanların dikkat etmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

"Yemeklerin seçiminde çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı besinlerden kaçınmak gereklidir. Bunların yerine hazmı kolay, mide-bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve sellüloz içeren sebze, meyve ve kepekli ekmek tercih edilmelidir. Yetişkin bir insanın günde en az 2 - 2,5 litre su içmesi gerektiğinden hareketle sıvı alımına çok dikkat edilmelidir. Mutlaka sahura kalkılmalı ve yemek yeme yerine hafif bir kahvaltı tercih edilmelidir. Uzun bir açlık sonrası, iftara mümkünse 1 kase çorba ile başlayarak 5 - 10 dakika kadar yemeğe ara verilmeli, ardından ana yemeklere devam edilmelidir. Daha hafif ve sağlıklı olması için yiyecekler kızartma ve kavurma yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır. Oluşabilecek kabızlığı önlemek için, lif oranı yüksek gıdalar (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) tercih edilmelidir. Lokma, tulumba, baklava gibi ağır tatlılar yerine sütlü, meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Hatta bu tatlıların yapımında enerji alımını azaltmak adına yapay tatlandırıcılar tercih edilebilir."

Alpaydın, "Sahurda 1-2 dilim ekmek ya da pide, 1-2 dilim peynir ya da 1 adet yumurta, 5-6 adet zeytin, domates, salatalık, meyve ya da meyve suyu, iftarda 1-2 adet zeytin ya da hurma veya peynir, 1 kâse çorba, 1 porsiyon et yemeği ya da etli sebze yemeği, bol yağsız salata, 2-3 dilim ekmek ya da pilav veya makarna veya 1 dilim börek, ara öğün olarak ise 2 adet meyve + 1 su bardağı süt ya da yoğurt veya 1 kâse meyve kompostosu + gece yatarken süt içilebilir" önerilerinde bulundu.(Haberturk)

Et Sote

17/8/2009

250 gram kuşbaşı doğranmış kemiksiz kuzu eti, 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 6 sap taze soğan, 4 diş sarmısak, 2 orta boy domates, 2 sivri biber, 200 gram kültür mantarı, yarım çay kaşığı karabiber, yarım çay kaşığı kekik, yarım çay kaşığı pul biber, tuz.
Etleri yıkayın, kurulayın, üzerlerine 1 kaşık zeytinyağı ile karabiber ekin ve harmanlayın. Taze soğanları ayıklayın ve 1 santim uzunluğunda doğrayın. Sarmısağı ayıklayın ve bütün bırakın. Domateslerin kabuklarını soyun, çekirdeklerini çıkartın, tohumlarını boşaltın ve ince halkalar şeklinde kesin. Kültür mantarını limonlu suda bekletin. Üzerindeki siyahlıkları temizleyin, küçüklerini ikiye ve büyüklerini dörde bölün. Kalan zeytinyağını kızdırın, etleri tavay atın, tavayı ateş üzerinde oynatarak veya tahta bir kaşık ile hızlı hızlı çevirerek renkleri değişene kadar 5-6 dakika sote edin. Ayıklanıp doğranmış taze soğan, sarmısak, domates, sivri biber ve mantarı katın, tavayı örtüp altını kısın, on dakika daha hepsini birlikte pişirin. Ateşten almadan önce tuz, karabiber koyun ve karıştırın. Tavanın altını söndürdükten sonra pul biber ve kekiği ekin ve sofraya getirin. Taze soğan yerine piyaz şeklinde doğranmış kuru soğan kullanabilirsiniz. Sivri biber kullanmadan önce acılık derecelerini kontrol ediniz. Et sote içine koyduğunuz domatesin suyu ile pişecek olsa da suyu azaldığı takdirde biraz su ekleyebilirsiniz.
Afiyet olsun.
                                                                                

Ahtapot Salatası

17/8/2009

500-750 gram ahtapot, 1 kahve fincanı sirke, 4 sap taze soğan, 1 orta boy domates, 2 sivri biber, 1 yemek kaşığı kapari veya doğranmış salatalık turşusu, 1 demet maydonoz, 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı limon suyu, tuz.
Temizleterek alacağınız ahtapotu yıkayın, bütün olarak düdüklü tencereye koyun, sirkeyi ilave edin, kapağını kapatın, 20 dakika süre ile pişirin. Düdüklü tencereyi su altında soğutup açtıktan sonra bir çatal yardımı ile ahtapotun yumuşayıp yumuşamadığını kontrol edin. Eğer çatal fazla zorlanmadan batıyorsa pişmiş demektir, yoksa kapağı kapatıp bir süre daha pişirmeğe devam edin. Tencereden çıkartıp soğumaya bıraktığınız ahtapotun üzerindeki kırmızıya dönüşmüş deri ve vantuzları musluk altında parmaklarınızla sıyırarak temizleyin, kafa ve kollarını bir salata tabağına 1-2 santim uzunluğunda dilimler halinde doğrayın. Taze soğanın püskülünü atın, dış kabuğunu soyun, 1 santim uzunluğunda halkalar halinde kesin. Domatesleri sıcak suya sokup çıkartın, kabuklarını soyun, küçük parçalar halinde doğrayın. Sivri biberlerin sapını ve içindeki tohumları atın, yarım santim uzunluğunda doğrayın. Maydanozu yıkayın, yapraklarını ayırın ve ince ince kıyın. Hazırladığınız sebzeleri, zeytinyağını ve limon suyunu ahtapotlara ilave edin, karıştırın, maydanozu üzerine serpin ve sofraya getirin.Afiyet olsun